Televizyonsuz bir evde nasıl yaşandığını anlatan bir yazı.
Kaynak: Yusuf Yalçın
Bazen evimizde ağırladığımız dostlarımız evde televizyon olmadığını
görünce şaşkınlıkla sorarlar, ‘aaa sizde televizyon yok mu?’ diye… ‘Evet
bi
zde televizyon yok’ deriz. ‘E peki ne
yapıyorsunuz evde’ diye gelir sorunun devamı… Bizde uzun uzun anlatırız
neler yaptığımızı… Yakın zamanda bir dostumuz da ‘bu yaptıklarınızı
kaleme alsanız ya’ deyince bizde bir nevi sosyal sorumluluk projesi
algılayıp ailece oturup bu yazıyı kaleme aldık.
Ebeveynler evi genelde dinlenme yeri olarak görür ve kafa dinlemek
isterler. Ancak televizyonlu evlerde kafa dinlemek yerine kafa şişirme
işlemine tabi tutulurlar. Gerilim filmlerini aratmayan haberler,
asmalar, kesmeler, boğazlamaları izleyip iyice gerilip kızgın demir
olduktan sonra bir de üzerine gerilim filmleri izler iyice ele avuca
gelmez, konuşulmaz, yanına yaklaşılmaz bir hal alırlar. Bu derece
negatif yüklü bir ebeveynin, çocuklarının ‘çocukluklarına’ ne derece
tahammül edebileceğini hayal bile etmek istemiyorum. Çocukların
çocukluklarını özellikle vurguluyorum. Çünkü çocuğun işi çocukluk
yapmaktır. Yani hoplayıp zıplamak, oyunlar oynamak sizin de ona eşlik
etmenizi istemek onun en doğal hakkıdır. Ama siz onu ya kendinizle
televizyon izlemeye ya da odalarda yanlızlıklara mahkum ediyorsunuz…
‘Bunların bütün suçlusu televizyon mu canım?’ diyenleri duyar gibi
oluyorum. Tabi ki değil, ama televizyon kullanımını malesef
beceremiyoruz. Kullanım derken, kumandanın düğmelerini ezbere
bildiğinizi biliyorum, onu kastetmedim zaten. Ne zaman açıp ne zaman
kapatacağınıza, neyi izleyip neyi izlemeyeceğinize siz karar
veremiyorsunuz. ‘Akşam bir haber izleyeyim, bir de film bakarım’ diye
oturup sabahlayanlarınız yok mu? İşte bakın televizyonun başında
kendinize söz geçiremiyorsunuz demek istiyorum.
Peki biz ne yapıyoruz?
Öncelikle evliliğimizin ilk günlerinden bu yana hep aile şuuruyla
hareket ettiğimizi belirterek söze başlayayım. Akşamları ailece
yemeğimizi yiyip, hem yemekte hem de ardından çay faslımızda ailece
zaman geçiriyoruz. Bu yazıyı yazdığım saatlerde ben salonda büyük
oğlumla birlikte zaman geçirmeyi de ihmal etmezken, eşim de yan odada
diğer iki çocuğumla evet hayır oyunu oynuyorlardı. Bu zaman dilimlerinde
hem aile bireylerinin gününün nasıl geçtiği konuşulur, hem de doğrular
yanlışlar beraber değerlendirilir. Yani bizim için zamanın altın
dilimleri bu anlar...
Evde birlikte yapılacak çok işlerimiz
vardır. Örneğin birlikte oyun oynamak, eğitici faaliyetler yapmak, kitap
okumak, yavrularımızın ahlaki ve manevi eğitimlerini vermek ve haftanın
belli günleri birlikte dev ekranda video izlemek bunlardan sadece
bazıları...
Televizyonumuz yok derken bütün bütün toptancılık
yapmıyoruz gördüğünüz gibi. Öyle ya, pek çok faydalı videoların
yapıldığı dünyada bunlardan mahrum kalmak ciddi bir eksiklik olurdu.
Bunun için biz ebeveyn olarak daha önceden kısmen araştırıp fikir sahibi
olduğumuz film, dizi, belgesel veya animasyonları evde projeksiyon ile
duvara yansıtıp televizyon konforundan daha yüksek bir sinema konforu
ile ailece izliyoruz. Bu nedenle çocuklarımız çok televizyonlu evleri
gördükleri halde hiç ‘televizyon alın’ gibi bir taleple yanımıza
gelmiyorlar. Çünkü bu ihtiyaçlarını daha konforlu ve seçici bir şekilde
birlikte zaten karşılamış oluyoruz.
Evde ailece oynadığımız
oyunlarımız var. Küçükken çocuklarla misket, kör ebe, saklambaç ya da
benzer fiziki aktiviteleri oynamak, en çok sevdiğimiz oyunlarımızdır.
Eve yorgun gelen bir babayı deşarj etmek için bu etkinliklerden daha iyi
bir etkinliklik olabileceğini sanmıyorum.
Evde çocukların
odalarında bir yazı tahtamız var. Çocukların o tahtaya hayal dünyalarını
yansıtmalarını izlemek harika bir duygu. Size de benzer bir tahta
almanızı tavsiye ederim, imkan yoksa aynı şeyi kağıtla da
yapabilirsiniz. Evimizin en küçük bireyine evimizin üsten görüntüsünü
çizmesini istediğimde bütün detayları ile evin krokisini çıkarması bizi
hayretler içinde bırakmıştı. Bütün detaylar derken tüm odalardaki masa,
yatak, dolap ve bunların üzerindeki en ince detaylara kadar çizilmesini
kastediyorum. Bu inanın çoğu yetişkinin bile yapmakta zorlanacağı bir
şeydir. Hayal dünyası kirlenmemiş bir dimağın ürünü bu şüphesiz.
Bu ifadelerimden sakın çocuğunu övüyor gibi bir sonuç çıkarmayın. Tüm
çocuklar özeldir ve hepsi yaklaşık aynı donanımla yaratılır.
Keşfedilemeyen veya üstün kabiliyetleri zamanla körelen çocuklar,
sorumsuz anne babaların eseridir. Aşırı televizyon izleyen çocukların
konuşmaya geç başlamaları, muhakeme kabiliyetlerinin düşük olması ve
zihin tembellikleri, en çok televizyon izleyen anne ve babaların bile
artık bildikleri sıradan bilgiler arasında. Ancak buna rağmen evde
televizyonu bir emzik gibi, çocukları susturma aracı olarak gören anne
babalar o kadar çok ki...
Neyse televizyonsuz hayatımızı
anlatmaya devam edeyim. Hep evde durmayız tabi, güzel bahar veya yaz
günleri ailece dışarı çıkıp yürüyüş yapmak, dışarıda oyunlar oynamak kış
günleri kartopu oynamak en çok keyif aldığımız şeyler… Hafta sonları
ise genelde gezmeye çıkıp yeni mekanlar keşfetmek, tarihi yerleri
görmek, akraba ziyaretleri yapmak, eşe dosta misafirliğe gitmek ya da
evimizde eş dost akraba ağırlamak yaptığımız işler arasında…
Çocuklar istirahate geçince az da olsa hanımla birlikte, birbirimize
vakit ayırmak, sohbet etmek, birlikte kitap okumak, dertleşmek öyle
büyük bir nimet ki, bu nimetin kadr-u kıymetini televizyon başında
uyuyup kalan eşlerin anlamalarını beklemek tabi ki hayal olur.
Ben televizyonu olup da bizi hayretle sorgulayanlara soruyorum, ‘peki
siz evde ne yapıyorsunuz?’ diye… ‘Çocuklarınıza veya karı koca olarak
birbirinize zaman ayırabiliyor musunuz?’
‘Çocuklarınızın okulda neler
yaptıklarını, doğru mu yanlış mı yüklendiklerini kimlerle arkadaşlık
ettiklerini onlardan soruyor musunuz?’ ‘Onların eğitimini sadece
okuldaki (zihniyetinden bihaber olduğunuz) öğretmenine bırakıp, evde de
televizyona mı emanet ediyorsunuz?’ Bu sorulara istisnasız hep acı
cevaplar alıyorum. ‘Peki bu çocuklar bize emanet değil mi? Onları gün
içerisinde kapmış oldukları bir zararlı bilgi virüsünü temizlemek
yerine, onun beyne yayılması esnasında siz de televizyon başında başka
virüslere maruz kalırsanız bu virüsler birgün tüm benliğinizi sardığında
ne yapacaksınız?’
Çocuğun kişiliğinin neredeyse yarısından
fazlasının şekillendiği 0-6 yaş döneminde her akşam asmalı kesmeli
videoları izleyen çocukların büyüdüklerinde savunmasız insanları veya
hayvanları asıp kesmeleri en doğal netice değil mi?
Netice
olarak, belki başlangıçta bütün bütün hayatınızdan çıkarın demek makul
bir öneri olmaz. Ama evde hakimiyeti ele geçirin. Her ortak
mekanınızdaki baş köşede duran televizyonu, ortak zaman geçirdiğiniz
mekanlarda değil de arasıra kullandığınız mekanlara alın. Ortak zaman
geçirdiğiniz mekanlar size özel olsun. Eve gelmeden evvel, ‘bu akşam
çocuklarımın maddi ve manevi eğitimleri için baş başa neler yapabilirim?
Onlarla nasıl daha verimli ve eğlenceli vakit geçirebilirim?’ diye
düşünün. Onlarla oyun oynamayı unuttuysanız size hatırlatacak kitaplar
setler bolca var, yeter ki arayın.
Yoksa inanın yarın çok geç olacaktır.